İnsan Vücuduna Seyahat | Gavin Francis

İskoç doktor ve yazar Gavin Francis, tıp mesleğini, sadece vücudun bölümleri arasında çıkılan bir yolculuk olarak değil, aynı zamanda hayatın olasılıklarına dair bir keşif gezisi, insana dair bir macera olarak tanımlamaktadır. Bu bakış açısıyla yola çıkan Francis, hastalarının öykülerini -gizlilik kuralları çerçevesinde- tıp tarihi, felsefe ve edebiyatla harmanlayarak “İnsan Vücuduna Seyahat” kitabında bizlere sunuyor.

Francis, bu kitapta vücudumuzu şu başlıklar altında ele alıyor:

  • Beyin (ruh cerrahisi, nöbetler, kutsallık ve psikiyatri)

  • Baş (göz, yüz ve iç kulak)

  • Göğüs (akciğer, kalp ve meme)

  • Üst uzuvlar (Omuz, bilek ve el)

  • Batın (böbrek, karaciğer, kalınbağırsaklar ve rektum)

  • Pelvis (genital organlar, rahim ve plasenta)

  • Alt uzuvlar (kalça, ayaklar ve parmaklar)

İnsan vücudunu keyifli bir şekilde işleyen bu kitaptan aldığım 10 not ile hem vücudunuza hem de hayata dair bakış açınızı geliştirmeye yönelik bir takım ipuçlarına sahip olabilirsiniz:

  1. Bu kitabı gün ışığında okuyorsanız, retinanıza ulaşan fotonlar sadece sekiz buçuk dakika önce, güneşin çekirdeğinde nükleer füzyonla ortaya çıkmıştır. Aynı fotonlar beş dakika önce Merkür’ün yörüngesinden geçiyor, iki buçuk dakika önce Venüs’ü geride bırakıyordu. Yolu Dünya ile kesişmeyenler yaklaşık dört dakika sonra Mars’ın, bir saat kadar sonra Satürn’ün yörüngesinden geçecek. Uzaydaki bu yolculuğun ardından güneşin beyaz ışığı, hiç değişmeyen bir süre zarfında (Çünkü Einstein’ın ortaya koyduğu üzere, ışık hızında seyahat zamanı durdurur) etrafımızdaki dünyayı sarıp sarmalar ve çok renkli bir saçılıma uğrar. Saçılan ışık saydam tabak ve mercekten geçip retinanın güvenlik ağına düşer. Bu çarpmanın etkisiyle açığa çıkan enerji, ağ tabakadaki proteinlerin kıvrılmasına neden olarak zincirleme bir reaksiyon başlatır ki bu, eğer yeterli sayıda proteinde bir kıvrılma olursa tek bir retina sinirinin ateşlenmesi ve tek bir ışık zerresinin algılanmasıyla sonuçlanır.

  2. Ağzımızdaki şeyin tadına bakabilir, ulaşabileceğimiz mesafedeki bir cisme dokunabilir, yüzlerce metre öteden koku alabilir, kilometrelerce ötedeki sesi duyabiliriz. Ancak güneş ve yıldızlarla iletişimimizi sağlayan sadece görme duyumuzdur.

  3. İngiliz yazar John Berger’e göre, nasıl ki balık doğal ortamında suyun içindeyse, insan olarak bizler de ışığın içindeyizdir. Ayrıca, algının kapıları temizlenseydi her şey insana olduğu gibi görünürdü: Sonsuz.

  4. Kadavralar arasında bireysel farklılıklar vardı. Ölüm, ifadelerini yumuşatmış olsa da yüz kaslarının gelişimi, her birinin yaşarkenki tutumuna dair ipuçları veriyordu. En fazla değişkenlik gösterenler, ağız köşelerini yana doğru çekerek gülümsememizi sağlayan zygomaticus majör ve minör kaslarıydı. Bu kaslar kimilerinde, kahkahalarla geçmiş bir hayatın izleri gibi kalın ve belirgin olurdu. Kimilerindeyse acı dolu yılların gösteri olan kuruyup büzüşmüş ince tellere benzerdi.

  5. Leonardo da Vinci, kasların ruhla doğrudan iletişim halinde olduğunu ve ruhun hareketlerinin ancak vücudun değerlendirmesiyle anlaşılabileceğini düşünüyordu: “Kemikler arasındaki eklemler, sinirlerin emrine, sinir kasa, kas kirişe ve kiriş ise Sağduyu’ya uyar. Ve Sağduyu, ruhun makamıdır.

  6. Vertigo” sözcüğü genellikle yükseklik korkusunu anlatmak için kullanılır ama doktorlar için vertigonun anlamı, denge organlarınız ile gözleriniz hareket halinde olup olmadığınıza dair çelişkili mesajlar verdiğinde ortaya çıkan, mide bulantısının eşlik ettiği baş dönmesidir. Örneğin, fırtına esnasında gemideyseniz iç kulağınız hareket ettiğinizi, gözlerinizse bunun tam tersini söyler. Hasta bir iç kulak olduğunuz yerde kaldığınızı söylerken, gözlerinizin öyle olmadığına şahitlik etmesi ya da tam tersine, gözleriniz hareket etmediğinizi söylerken iç kulağınızın beyninize döndüğünüz bilgisini vermesi, feci bir bulantıyla birlikte vertigo gelişmesine neden olur.

  7. İskoç şair ve deneme yazarı Kathleen Jamie: “İyileşmek, ölümlülükten kurtulmak değil, gerisingeri ölümlülüğe salınıvermektir; iyileştiğimizde yabana, yaşlanma ve değişimin olasılıklarına iade ediliriz.

  8. Nefes ses tellerinden geçtikten sonra 10-15 cm daha ilerleyerek karinaya ulaşır ve ardından hava akımı, gemiyi alttan saran su gibi sağ ve sol akciğere gidecek şekilde ayrılır. Sağ akciğer, kalp tarafından sıkıştırılmadığı için soldakine göre daha büyüktür. Ayrıca sağ akciğerin içinden geçen havayolu, soldakine göre daha dikey doğrultuda ilerler; o nedenle, soluk borusuna fıstık ya da düğme kaçtığında, sağ akciğere gitme olasılığı daha fazladır.

  9. İngilizce’de “ARMS” sözcüğü iki farklı anlam taşır: kollar ve silahlar. “Armed” (Silahlı), “armour” (zırh), “army” (ordu) gibi sözcükler içeren kelime dağarcığı, bedene yönelik şiddetin dildeki tanığıdır ve insanın öldürmeye ilişkin tutumu konuşmalarımıza nakşolmuştur. Güvenlik güçlerinin oluşturduğu birliğe “kolluk kuvveti”, ortak amaç uğruna savaşan askerler için “brothers in arms” (silah arkadaşları) denir. Latince armus “omuz”, arma ise silah anlamını taşır ve her ikisinin de kökeni “birbirine uyan” manasına gelir.

  10. Karaciğer içi dolu çok büyük bir organdır. Aslına bakılırsa, kalbin karıncıkları ve bağırsak sistemiyle geniş bağlantıları olan karaciğer, karın boşluğundaki en büyük iç organdır; o yüzden bir zamanlar yaşamın sırrını barındırdığına inanılmış olmasına şaşılmamalı. Shakespeare’e göre, karaciğerimizdeki kan miktarı, içimizdeki yaşam gücünün ifadesiydi: “Herifi kessen ciğerinden bir damla kan akmaz. Korkudan ciğeri ağzına gelir. Ben de yerim afiyetle.”

Toparlamak gerekirse, vücudumuzun nasıl çalıştığını öğrenmek, sadece insanı değil aynı zamanda mensubu olduğu doğayı anlamak için de büyük bir önem taşımaktadır. Çünkü bu sayede, hayatımızı daha da anlamlı hale getirmek için zihinsel alternatif yollar üretebilme olasılığımız artar. Leonardo da Vinci’nin dediği gibi:


“Nasıl ki insan toprak, su, hava ve ateşten yapılmışsa dünya da öyledir; nasıl ki insanın içinde bir kan gölü varsa… dünyanın da benzer şekilde yükselip alçalan okyanusu vardır.”

İnsan Vücuduna Seyahat” kitabını diğer Modern Bilgelik Kavramları ile bağdaştırmak gerekirse, şu kavramları incelemenizi tavsiye ederim:

  1. İnsanı Tanıma Sanatı | Alfred Adler

  2. İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma | David Hume

  3. 'Eylemsizlik' Akıl Modeli | Dünya Değişimdir, Yaşamsa Kanaat


631 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör