‘Pavlov’un Köpeği Deneyi’ Akıl Modeli | İnsanın Kendini Tanıması İçin Bir İpuçu

Rus fizyolog, psikolog ve hekim Ivan Petroviç Pavlov, “Pavlov’un köpeği deneyi” olarak bilinen psikoloji deneyinde, zihinsel aktiviteleri fizyolojik terimlerle açıklamayı hedeflemiştir. Deney, her ne kadar köpekler üzerinde yapılsa da, insan davranışları hakkında da önemli noktaları açıklığa kavuşturmuştur. Dolayısıyla, Pavlov’un köpeği deneyini anlamak, davranışlarımızı analiz ederek kendimizi tanımamıza ve kararlarımızı iyileştirmemize yardımcı olacaktır.

Öncelikle Pavlov’un köpeği deneyini açıklamak gerekirse; Pavlov, fizyoloji alanındaki çalışmaları sırasında, köpeklerin, yiyecekleri kendilerine sunulmadan önce salya salgıladıklarını tesadüfen gözlemledi. Ve çalışmalarını bu yönde ilerletmeye başladı. Normalde köpeklerin yiyecek görünce salya salgılamasının normal olduğunu – şartsız refleks - düşünen Pavlov için ilginç olan şey, yiyecek ile doğrudan ilişkili olmayan bir nesne veya aktivitenin de köpeklerin salya salgılamasına – şartlı refleks – neden olabilmesiydi. Pavlov, deneyini adım adım şöyle ilerletti;

  1. Aç bir köpeğe sadece yemek verdiğinde köpeğin salya salgılamaya başladığını gözlemledi. (Şartsız Refleks)

  2. Köpeğin yanında zil çaldı. Daha önce hiç zil sesiyle birlikte yemek verilmediği için köpeğin salyasında bir değişiklik olmadığını gözlemledi.

  3. Son olarak önce zil çalıp sonra yemek verdi. Bir süre sonra köpeğin, zil sesini etin gelişiyle ilişkilendirmeye başladığını ve bu nedenle sadece zil sesi ile birlikte köpeğin salya salgılamaya başladığını gözlemledi. (Şartlı Refleks)

Pavlov’un köpeği deneyinde görüldüğü üzere, köpeklere şartlı refleksler kazandırmak mümkün. Yani, zil sesi gibi alakasız bir uyarıcı ile yemek arasında bir ilişki oluşturarak köpeğin davranışlarını ve beklentilerini değiştirebiliyoruz ve hatta manipüle edebiliyoruz. Tabi şartlı refleksler sonradan kazanılan bir özellik olduğu için zaman içerisinde unutulabilir.


Pavlov’un köpekler üzerindeki bu deneyinden yola çıkarak kendi davranışlarımızı analiz ettiğimizde, günlük hayatımızın hemen hemen her noktasında şartlı refleks davranışları sergilediğimizi fark edebiliriz. Bu şartlı refleks davranışlarımızın bazıları zararsız iken, bazıları ise kişi, toplum veya kurum tarafından kültür adı altında – bazen de manipüle edilmek için – oluştuğundan dolayı zararlıdır. Dolayısıyla, bunların farkında olmak ve davranışlarımızı sorgulayarak bu doğrultuda kararlar almak, kendimizi tanımamıza ve daha kaliteli bir hayat yaşamamıza yardımcı olacaktır. Günlük hayattan şartlı refleks davranışlarımıza örnek vermek gerekirse;

  1. Kıbrıs, Monte Carlo veya Las Vegas konusu açılınca aklınıza kumarhanenin gelmesi, bir şartlı refleks göstergesidir. Çünkü daha önce birçok kez bu şehirlerle kumarhane kelimesini yan yana duyduğunuz için zihniniz ikisi arasında ilişki oluşturmuştur.

  2. Biri size duymak istemediğiniz bir şeyi söylediğinde, otomatik olarak sinirlenmeniz, bir şartlı refleks göstergesidir. Çünkü sinirlenmenize sebep olan şey, karşıdaki kişinin sözlerinden ziyade sizin o kelimeleri, hayattaki deneyimlerinize dayanarak nasıl ilişkilendirdiğiniz veya algıladığınızla ilgilidir. Dolayısıyla, kendinizi bu noktada eğitmelisiniz.

  3. Yemekten hemen sonra çay veya kahve içme isteğinin olması, bir şartlı refleks göstergesidir. Çünkü kültürümüzün bir parçası olan yemek sonrası çay veya kahve içmek, hayatınızın bir döneminde veya bütününde hep yer aldığı için zihniniz, yemek ve çay/kahve arasında böyle bir ilişki kurmuştur.

Sergilediğiniz şartlı reflekslere ek olarak siz de başkalarında şartlı refleks oluşturabilirsiniz. Mesela, sevgilinizi 4 hafta boyunca – bu süre kişiye göre değişkenlik gösterebilir – her Cuma akşamı bir aktiviteye götürmeniz, kendisinde bir şartlı refleks oluşturacaktır. Sonrasında ise Cuma günü gelince sizden beklenti içerisinde olarak aktivite yapmaya meyilli olacaktır. Tabi dikkat edilmesi gereken ve her ilişkide sorun olabilecek şey ise – kadın veya erkek tarafı fark etmeksizin – sevgilinizde oluşturduğunuz şartlı refleksin, artık onun için normalleşiyor olduğunun ve beklentilerinin artmaya başlayacağının farkında olmaktır. Bu da bir süre sonra, ne kadar emek harcarsanız harcayın, sevgilinize yetemeyeceğiniz riskini doğurabilir. Aynı durum, arkadaş çevreniz ve ailenizle olan ilişkileriniz için de geçerlidir. Dolayısıyla, karşımızdaki kişiye karşı sergilediğimiz davranışların ne gibi bir şartlı refleks oluşturduğunun bilincinde olmamız, ilişkilerimizi daha iyi seviyeye getirecektir.


Pavlov’un bu deneyini David Hume’un anlama yetisi ve deneyim üzerine çalışması, Sigmund Freud’un kitle psikoloji üzerine çalışması ve Daniel Kahneman’ın hızlı ve yavaş düşünme üzerine çalışması ile de desteklemek mümkün:

  1. David Hume’a göre, deneyim bize, olayları birbirine bağlayan ve onları ayrılmaz kılan gizli bağlantı konusunda bilgi vermeksizin, sadece bir olayın bir başkasını düzenli olarak nasıl izlediğini öğretir. Dolayısıyla, önceki deneyimlerimizden dolayı, farkında olmadan kazandığımız birçok şartlı refleks olabilir.

  2. Sigmund Freud’a göre, anne ve babaya, kardeşlere, bir sevgili ya da bir dosta, öğretmen ya da hekime karşı beslenen ilişkilerde, birey tek kişinin ya da kendisi için alabildiğine önemli kişilerden küçük bir topluluğun etkisi altındadır. Dolayısıyla, içine doğduğumuz topluluk tarafından şartlı reflekslerle zaten donanmış olabiliriz.

  3. Daniel Kahneman’a göre, düşünmemizi yöneten 2 sistem vardır: Hızlı, sezgisel ve duygusal olan 1. Sistem; daha yavaş, daha kontrollü ve daha mantıksal olan 2. Sistem. Mesela, bir görsel/kelime gördüğümüzde veya aksiyonla karşı karşıya kaldığımızda, zihnimizin hızlı düşünen kısmı (1. Sistem), sorgulamaksızın hemen yargıya varmaya veya aksiyon almaya meyillidir. Dolayısıyla, bu kısımla hareket ederek şartlı refleks davranışlarımızı farkında olmadan sergiliyor olabiliriz.

Toparlamak gerekirse, “Pavlov’un köpeği deneyi” akıl modeli, daha başarılı ve huzurlu bir bireye dönüşebilmek için davranışlarımızı ve düşünce şeklimizi analiz ederek kendimizi tanımamız ve bu sayede kendimiz için en doğru kararı almamız gerektiğini vurgulayan bir modern bilgelik kavramıdır.

“Pavlov’un Köpeği Deneyi” Akıl Modeli’ni diğer Modern Bilgelik Kavramları ile bağdaştırmak gerekirse, şu kavramları incelemenizi tavsiye ederim:

  1. İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma | David Hume

  2. Kitle Psikolojisi | Sigmund Freud

  3. 'İkinci Seviye Düşünme' Akıl Modeli | Sağlıklı Karar Alma Yöntemi

  • Spotify
  • Twitter
  • YouTube
  • instagram

© 2020 by Modern Bilgelik