Yeraltından Notlar | Fyodor Dostoyevski

Rus edebiyatının en önemli yazarlarından olan Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (1821-1881), “Yeraltından Notlar” kitabında, aşırı derecede bilinçli olmak ve farkındalık seviyesini yükselmek kavramlarını farklı bir pencereden ele alıyor.

“Yeraltı” olarak isimlendirilen bir ruh haline sahip ve kendini bilinçli olarak sıfatlandıran bir karakterin, hem kendisiyle hem de etrafında olan bitenlerle ilgili düşüncelerini paylaştığı bu kitaptan aldığım aşağıdaki 10 not ile –her ne kadar Dostoyevski bundan yakınıyor olsa da- hayata karşı bakış açınızı genişletmek ve yeni farkındalıklar elde etmek için bir takım ipuçlarına sahip olabilirsiniz:

  1. Yemin ederim size baylar, fazla bilinçli yaşamak hastalıktır. Gerçek, tam bir hastalıktır. Sıradan bir bilinç, insanın yaşamı için fazlasıyla yeterlidir. Yani şu şanssız on dokuzuncu yüzyılımızın gelişmiş insanına, gerekli olan bilincin yarısı, hatta dörtte biri bile yeterlidir… Sözgelimi, “gerçekten yaşayan, faal” insanlar için bol bol yeter de artar bu bilinç. Bahse girerim, bütün bunları hava atmak, faal insanlarla ilgili şaka yapmak, ya da benim o subay gibi, çirkin bir caka satmak amacıyla yazdığımı, kılıcımı şakırdattığımı düşünüyorsunuzdur. Ama, baylar, kim övünür hastalığıyla, hava atmaya kalkar?

  2. Düşünmeden, ortada öncül neden olmadan, hiç değilse o an için bilincimi bir yana bırakarak kendimi duygularıma körü körüne kaptıracak olursam; boş boş oturmamak için sevsem veya nefret etsem… İki gün sonra (en geç iki gün sonra), bilerek aldattığım için küçük görmeye başlıyorum kendimi. Sonunda gene sabun köpüğü, gene durağanlık, hareketsizlik. Ah baylar, belki de ömrümde hiçbir işe başlayamadığım, hiçbir işin sonunu da getiremediğim için akıllı sanıyorum kendimi.

  3. Gerçekte insanın iradesi de, kaprisi de yoktur, böyle bir şey hiçbir zaman da olmamıştır; o piyanonun tuşları veya orgun ayar vidaları gibi bir şeydir; öte yandan, yeryüzünde doğanın yasaları vardır; insanın yaptığı her şey, onun isteğine göre değil, doğanın yasaları uyarınca kendiliğinden yapılmaktadır. Dolayısıyla, doğanın bu yasalarını öğrenmek, insanın, yaptıklarından sorumlu olmadığının anlaşılmasına yetecek, hayatı da çok kolaylaşacaktır.

  4. İnsan (kim olursa olsun) her zaman, her yerde, mantığının ve çıkarının ona emrettiği gibi değil, canının istediği gibi hareket etmeyi sever. Kendi çıkarının tersini yapmayı bile isteyebilir, kimi zaman zaman bunun böyle olması bile zorunludur (benim kişisel düşüncemdir bu). İnsanın kendi özgür iradesi, isteği, en azgınından kaprisi, kimi zaman çılgınlığa varsa da, fantezileri… İşte budur, çıkarın unutulan en yararlı olanı, hiçbir sınıflandırmaya alınmayan, her türlü sınıflandırmayı, teoriyi her zaman işe yaramaz kılan… Hem, insan için mantıklı çıkarların gerekli olduğunu nereden çıkarmışlar bütün o bilge kişiler?

  5. Evet, gerçekten de, günün birinde isteklerimizin, kaprislerimizin nereden geldiği, yani neye bağlı olduğu, özellikle, hangi yasalara göre oluştuğu, nasıl geliştiği, şu veya bu durumda nereye yöneldiği vb. vb… Yani gerçek matematik formül… Bulunursa insanoğlu belki o zaman istek duymayı bile bırakacaktır, hatta, (belki değil) kesinlikle bırakacaktır.

  6. Mantık iyi bir şeydir, kimsenin bir kuşkusu yoktur bundan. Gelgelelim, yalnızca bir mantıktır, işte o kadar ve ancak insanın düşünme yeteneğinin gereksinimini giderir; oysa istek hayatın her şeyidir, yani insan hayatının düşünsel yanıyla da, en önemsiz tüm yanlarıyla da her şeyidir

  7. İnsanın yaptığı, sanırım gerçekten de, (bu ona pahalıya patlayacak, sonunda bir mağara adamı olacak olsa da) bir vida değil, insan olduğunu kendine her an kanıtlama çabasından başka bir şey değildir.

  8. Pek saygıdeğer karıncalar yapı işine karınca yuvasından başlamış, anlaşılan onunla da bitireceklerdir. Bu iş sürekliliğiyle, olumluluğuyla onlara büyük bir onur da kazandırmaktadır. Ama insanoğlu hercai gönüllü, yakışıksız bir yaratıktır ve tek istediği de hedefin kendisi değil, ona varmak çabasıdır. Ayrıca, kim bilebilir, insanoğlunun yeryüzünde yöneldiği tek hedef belki de, amaca ulaşmak için harcadığı bu sürekli çaba; başka bir deyişle de, amaca varmak değil, yalnızca yaşamın kendisidir.

  9. Çağımızın kafası çalışan, aydın her insanı ödlek ve köle olmak zorundadır. Yeryüzündeki aklı başında her insan için doğanın bir yasasıdır bu. İçlerinden biri bir olay karşısında küçük bir yüreklilik gösterecek olsa boşuna sevinmesin, böbürlenmesin: Nasıl olsa başkasının karşısında boyun eğecektir.

  10. Ama burada gereksiz bir soru soruyordum kendime: “Hangisi daha iyidir, kolay elde edilmiş bir mutluluk mu, yoksa insanı yücelten acılar mı? Evet, hangisi daha iyidir?”

Toparlamak gerekirse kendini gerçek dünyadan soyutlamış bir karakterin iç hesaplaşmalarına şahit olduğumuz bu kitapta, bilinçli olmanın sanıldığı kadar iyi bir şey olup olmadığı ile ilgili kendimizi sorgulama imkânı buluyoruz. Hadi kapanışı Dostoyevski’nin bir sorusuyla yapalım:

“Bilinçli bir insanın kendine güvenmesi olacak şey midir?”
 

"Yeraltından Notlar" kitabını diğer Modern Bilgelik Kavramları ile bağdaştırmak gerekirse, şu kavramları incelemenizi tavsiye ederim:

  1. Bulantı | Jean-Paul Sartre

  2. Kendime Düşünceler | Marcus Aurelius

  3. 'Eylemsizlik' Akıl Modeli | Dünya Değişimdir, Yaşamsa Kanaat

237 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör